Besin Kaynağı Haberleşmesi:
   Doğadaki her canlı varlığını devam ettirebilmek için besine ihtiyaç duymaktadır. Sürekli değişim halinde olan besin kaynaklarının arıcılıkta önemi büyüktür. Değişim gösteren bu besin kaynaklarının yerini, verimliliğini ve uzaklığını tespit eden bal arıları, bu bilgileri kolonideki diğer bireylerle paylaşır. Bu paylaşımı da "arı dansı" ile yaparlar. Tarlacı arılar kovanı terk etmeden önce besin kaynağının uzaklığına göre yanlarında "yakıt besin" veya polen toplama sırasında "yapıştırıcı" görevi yapmak üzere bir miktar bal taşır. Polen toplayan tarlacı arılar kovanı terk ederken, depo besinlerini ayarlamak için besin toplama tecrübelerinden elde edilen bilgileri kullanırlar. Bal arılarının iletişim sistemi, çevre kontrolü sistemi, savunma sistemi ve görev dağılımı, biyolojik sistem içerisinde sosyal durumlarının şaşırtıcı ölçüde gelişmiş olduğunun göstergesidir. Örneğin tarlacı arılar; kaşif arılar, yeni uçmaya başlamış tarlacı arılar ve deneyimli tarlacılar olmak üzere 3 gruba ayrılmaktadır. Koloni ihtiyaçları, besin kaynaklarının durumu, tarlacı arıların deneyim düzeyleri gibi etmenler arı danslarını önemli ölçüde etkileyebilmektedir. Tarlacı arıların bitki tercihleri koloni ihtiyacına göre değişmektedir. Farklı bitki türlerine ait polenlerin besin kompozisyonları farklılık göstermektedir. Bal arıları farklı polen türlerini ayırt etme yeteneklerine bağlı olarak, uygun besin kalitesine sahip polenlerin seçilmesinde yarar sağlayacaktır. Bununla birlikte, arıların farklı polen türlerini (söğüt, badem) ayırt etmek için görsel, koku alma ve/veya kemotaktik işaretlerden nasıl yararlandıkları konusunda çok az çalışma bulunmaktadır. Sonuç olarak arıların kemotaktik ve koku ipuçlarını kullanacakları zaman, farklı polen tipleri arasında ayrım yapabildikleri ve görsel ipuçlarını değerlendirme performanslarının daha da arttırdığı bildirilmektedir. Yaz arılarının öğrenme yeteneklerinin kış arılarından daha hızlı olduğu ve polen tercihleri konusunda çok boyutlu bilgilerinin bulunduğu vurgulanmaktadır

Bağışıklık:
   Bal arılarının sağlıklı bir şekilde koloni faaliyetini devam ettirebilmesi önemli ölçüde kovan içerisinde depoladıkları besin maddelerine bağlıdır. İşçi arıların vücutlarında depoladıkları protein rezervlerinin düşük seviyelerde olması nedeni ile bu eksikliği telafi edebilmek adına, yaşlarına bağlı olarak günlük 3,4–4,3 mg polen tüketmeleri gerekmektedir.
Günümüzde birçok tarım bölgesinde tek bir bitki türün yetiştirilmesi (monokültür) ve buna bağlı olarak biyoçeşitliliğin azalması sonucu bu tür bölgelerde(pamuk, ay çiçeği, mısır vb.) bulunan kolonilerin proteince zengin farklı polen kaynaklarına ulaşmaları ve besin ihtiyaçlarını doğal yollardan karşılayabilmeleri zorlaşmaktadır. Bal arısı beslenmesi konusunda yapılan kapsamlı çalışmalar rasyonun protein seviyesi ve koloninin bağışıklık düzeyi arasındaki doğrusal ilişkiye işaret ederken, protein kaynaklarındaki yetersizliğin takviye besinler ile karşılanması yolu ile koloni kayıplarının azaltılabileceği bildirilmektedir.
Bağışıklık sisteminin sürekliliği organizma açısından en masraflı fizyolojik aktivitelerden biri olarak kabul edilmektedir. Güçlü bir bağışıklık sistemi oluşturulmasında yeterli miktarda protein alınması hayati önem taşırken protein yetersizliği görülen kolonilerde karşılaşılabilen bağışıklık sistemi sorunları hastalıkların ve parazitlerin daha hızlı yayılmalarına zemin hazırlamaktadır. Besin yetersizliğinden ya da düşük kaliteli besinlerle beslenmeden kaynaklanan stres ve hastalıklar, bal arısının yaşamını olumsuz yönde etkilemektedir. Kötü beslenme, viral ve fungal hastalıklara karşı duyarlılığın artmasına yol açabilir. Bazı arı patojenleri arı beslenme fizyolojisi üzerinde zararlı etkilere sahiptir. Bal arısı sağlığındaki bozulmalar, birbiriyle etkileşimde bulunan çoklu çevresel stres faktörlerine atfedilmiştir; en önemlileri arasında besin eksikliği ve parazitler/patojenler bulunmaktadır. Nektar akım döneminde, nosema ve mikrosporidia türlerinin enfeksiyonunun daha çok tarlacı arılardan kaynaklandığı, kovan içinde nosema sporlarının toplanılan ve depolanan polen ile arı ekmeğine bulaşması sonucunda bu iki besin maddesinde hastalık etmeninin bulunabileceği bildirilmiştir. Arılar, yetersiz beslenme ve hastalık etkileri nedeniyle çeşitli çevresel zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır. Polen arı için en sağlıklı besindir, ancak ticari olarak üretilen polen içeren yemler ile polen ikame yemleri de arıcılık uygulamalarında kullanılmaktadır. Yürütülen bir çalışmada doğal ve yapay besin rasyonlar ile beslenmenin etkisi araştırılmış ve bal arısının doğal polenle beslenmesinin, hemolenflerinde vitellogenin düzeyini diğer hazır yemlerle beslenmeye karşı daha fazla arttırdığı ortaya konmuştur. Doğal taze polenle beslenen bal arısı kolonilerinin, protein takviyeleri ile beslenenlere göre daha düşük patojen yükü taşıdıkları ve kıştan daha kuvvetli çıktıkları bildirilmiştir. Yapılan bir çalışmada, kaliteli polen kaynakları ile beslenen bal arısı kolonilerinin Nosema ceranae ve varroaya karşı dirençlerinin arttığı belirtilmektedir. Özellikle varroa arı pupaları üzerinde zararvermekte ve metamorfoz sırasında fizyolojik olarak ağırlık kaybına neden olmaktadır. Varroa nedeniyle yaşanan bu kayıpların, polifloral polen takviyesi yapılması durumunda azaldığı bildirilmektedir. Zararlılara karşı kimyasal savaşım gerçekleştirilen tarım alanlarında kullanılan pestisitler bal arılarının topladıkları besin maddeleri vasıtası ile kovana kadar getirilerek letal ve subletal dozlarda etkili olabilmektedirler.